Bir gecenin yaprak kırıntısına tutundum yine. Ruhumun acı çektiği yerde konakladım. Misafiri olduğum yerlerde yerleşmeye zorlandım. İzlediği ve gizlediği her şeyin ardındadır tüm hikayeler. Ben acımın yeryüzünde demlendiği yerleri işgale koyuldum. Evler ve yollar insana çok şey öğretir lisanımda. Bu yüzden suretimi her gece başka bir limanda buldum. Tutunulabilecek tüm dalları gökyüzüne bağladım. Kanatları olmayan bir kuşun varışına yol buldum. Tüm zamanların ortasında filizlendi soluk ruhum. Ve ben yine -dönüp dolaşıp- gecenin kalbinde ritmimi buldum.
İklimler içimi ısıtmıyor artık, ve inan soğutmuyor da. Suretlerime düşman oluryorken gökyüzüne dost buluyorum kendimi. Boş bardaklarımı hep kendim dolduruyorum. Yardım için el uzatan herkesi usulca azlediyorum yanı başımdan. Aslında ben en çok boşluğu değil fazlalığı hazmedemiyorum. Baktığım pencereler geniş ve aydınlıkken atlamam gereken sert yükseltiler bana gözdağı veriyor. Böylelikle hata yapma lüksümü en başta eliyorum. "Tüm iklimlerim sende konaklar." diye haykırmak isterken, "Ruhun acı çektiği yerde konaklar, insan." diyiveriyorum. Ama biliyorum sesimin aksi de yankısı da sensin. Ruhum ruhuna tüm mevsimlerde aşina. Ve ben emin olmanın verdiği huzurun koynunda konaklıyorum. İklimlerden çok bahsediyordum ya hani, yine de 'ben' en çok sonbahara yakışıyorum.